İki senedir play-off’lara giremeyen
“Basketbolu”
Yazmak fark oldu.
“Bir-iki, sağ-sol işte basketbol”
Demeyi özledik vallahi.
Hele de 4 kupa aldığımız o muhteşem seneden sonra
Bu paraşütsüz düşüş hepimizi üzdü.
O yüzden bir şeyler karalayayım dedim.
Tabii kavlimce
Geldiğimiz noktada
Basketbolun içinden gelmediği için eleştirilen
Ve başarılı olamayan
Sayın Hakan Özköse’nin şubeden ayrılışı var.
“Bundan evvelki Sayın Şeref Yalçın
Daha evvelki Sayın Kemal Gencer de
Basketbolun içinden gelmemişti ama!” diyebilirsiniz.
Lakin gerek çalıştıkları hocalardan
Gerek camianın itici gücünden
Hep pozitif yararlanmayı bildiler.
Bilmem anlatabildim mi?

Şimdilerde ise
Basketbol camiasını bildiği ve tanıdığı söylenen
Sayın Cihat Kumuşluoğlu iş başı yaptı.
Yeni dönem Beşiktaş yöneticisidir kendisi.
Bildiğim kadarıyla da oğlu Oline Edirne’nin başkanıydı.
Orası ne alemde bilmiyorum ama
Kumuşluoğlu’nun gelmesiyle işin idare tarafında
Ten, teni çekecek mi bakalım?
Zira geçtiğimiz dönem sıkıntı büyüktü.
Hal böyleyken
Orta yere tahterevalli koysak
Ve bir ucunda basketbol olsa
Öbür uç dengeyi sağlayamıyor sanki
Neyse! Hayırlısı diyelim…
Ama en hayırlısı Ufuk Sarıca bence
“İmzası an meselesi” deniyor.
İstikbal vadeden,
Hırslı,
Beşiktaşlı her şeyden önce
Beşiktaş kapalısına geldiğini bilirim Ufuk Hoca’nın
Oturmaya değil ha!
Omuz omuza…
İyi şeyler yapacağına eminim Ufuk Hoca’nın
İyi şeyler yapacağına inandığım bir başka hoca da
Yılların Aziz Akkaya’sı
O da Beşiktaşlı
Zamanında Beşiktaş’tan koparılışını hazmedememiştim Aziz Hoca’nın
Onun da tekrar kız takımının başına gelebileceğini duydum.
Anlaşırlarsa eğer
Hem taşlar hem “hak” hak yerini bulacak.
Basketbolla ilgili o da ayrı bir heyecan benim için.

Bütçe iyi olursa
Ve takımın başına gelen hocalar
Doğru oyuncu seçimi yapıp
Paralar çarçur edilmezse
Ve şubeyi iyi yönlendirirlerse
Ve en önemlisi
Basketboldan gelen, basketbola kullanılırsa
Başarının kendiliğinden geleceğine eminim.
Öyle “Şununla birleşeyim,
O isim babası olsun,
Bu göbek adı olsun”a
Hiç gerek yok bence
Yeter ki “Şah”ı iyi kullanalım.

Tahterevallide üçüncü bir denge tahtası olsa.
O uca da salon seçeneğini koyardım.
Şan Öktem’den
Hatta Spor Sergi Sarayı’ndan başlayan basketbol tutkumuz
Süleyman Seba Spor Salonu,
Akatlar,
Abdi İpekçi,
Ve Sinan Erdem’le devam etti.
Belki ufaktı ama
Dikilitaş’taki salon en samimisiydi.
Sıcak,
İç içe
Ve çıkışı zor.
Akatlar, Dikilitaş’ın iki boy büyüğüydü.
Ve dolduğunda aynı işleve görüyordu.
Bütünleşme adına orası da geçerli nota sahipti.
4 kupalı sezonun first majörü
Biraz Sinan Erdem,
Ve Tabii ki 15 binlik Abdi İpekçi’ydi.
Ama sorsanız
Tercihimi Akatlar’dan yana kullanırım.
Hem daha bizden
Hem daha butik olmasından mütevellit.
Ve duydum ki bu sene maçlar orada oynanacak.

Ufuk Sarıca’nın gelmesi
Taraftarı Akatlar’a iter mi bilmem
Ama iki senedir solan bu çiçeğin canlanması lazım.
Onun için de ciddi takviyeler şart.
Top eline geldiğinde rahatlayacağın bir adam en başta
“Ver topu, bak keyfine” misali
Mesela El Amin.
Ya da Arroyo.
Taraftar salona gelirken heyecan duymalı.
Aldığı formanın arkasına oyuncusunun ismini yazdırabilmeli.
Ve bu kesinlikle sağlanmak zorunda.
Bayanlar maçında bile
4 bin kişiye oynanıyordu maçlar
Öyle bir tribün bütünlüğü vardı.
Anlayın gayri!
Geçtiğimiz iki sezona baktığımızda ise
Kimselerin oralarda yaşamadığını görüyoruz.
“Adımlarım gitmiyor” derler ya
O hesap…
Ve bu sorgulanmalı bence

Lafın belini kırdığımızda
Üç ayaklı bir tahterevalli görüyoruz karşımızda,
Doğru hoca ve doğru oyuncu seçimi,
İyi bütçe
Ve doğru salon.
Ve bu üç ayağı dengede tutabilecek bir baba yüreği!!!
Hadi rast gelsin…

Alen MARKARYAN / Akşam

Yorumlar

Paylaş