Alen Markaryan
Alen Markaryan

Denize girmek istersin de önce baş parmağını değdirirsin ya suya
Su sıcak mı soğuk mu diye bakarsın hani.
Hani bazen için çekilir, bir ürperti gelir üstüne.
Bazen de bir anda bırakırsın kendini sonu olmayan derinlere.
Yüzersin! Yüzersin!
İşte Trabzon karşılaşması
Başta nasıl hissedersen, sonunu öyle getireceğin maçlardan ilki.
Hem ligdeki konumun
Hem de Avrupa’daki moralin belirleyicisi pozisyonunda.
O yüzden bayağı bir önemli anlayacağınız.
O halde rast gelsin bakalım.

Şenol Güneş Tosic’in hem cezalı hem sakat olmasından dolayı
Gökhan Gönül hariç Napoli karşılaşmasının ikinci yarısındaki tercihleriyle başlamıştı maça.
Bir de golle.
Soldan bir orta geldi.
Top dışarıdan döndü dediler.
Aboubakar vurdu, Onur çeldi, korner oldu.
Bir orta daha!
Ve arka direkte bir Rhodolfo bitti: 1-0
Daha maçın başında gardı düşüp
Oyun planından uzaklaşan Trabzon
Art arda gelen Beşiktaş ataklarının
Quaresma ile olanını ceza sahasında faulle durdurdu.
Penaltı noktasına Cenk Tosun geldiğinde fark ikiye çıkmıştı bile.
Evet. Daha ne olduğunu anlamadan 2-0 olmuştu maç.
Oyun haliyle dinginlik kazandı.
Beşiktaş tempo düşürdü
Trabzon gemileri yaktı.
Bence bu bölümde orta sahayı bireysel geçmeye çalışmaları en büyük handikaplarıydı.
Koptuk gidiyoruz derken
Aboubakar’ı kaleciyle karşı karşıya gördük.
Top, kaleci bir de kendi.
Ve sağında bomboş pozisyonda Quaresma.
O kaleye vurmayı tercih etti.
Vurdu da!
Top dışarı gidip, oyun sahasına döndüğünde
Beşiktaş gol yedi.
Ciddi söylüyorum, 3 olacakken bir anda fark 1’e indi.
Fark bire inmekle kalmadı.
Takımın kimyasını da bozdu haliyle.
En iyisi soyunma odasına gitmekti,
Öyle de oldu.
İkinci yarı bir fevri davranışın hesaplarını ödemeye çalışan bir Beşiktaş
Ve kaybolan güvenini yakalayan bir Trabzon’un halet-i ruhiyesi ile başladı.
Beşiktaş 55. Dakikaya kadar olan savrukluğunu düzeltip,
Baskı kurmaya çalışan Trabzon’u tekrar orta sahada kilitledi.
Ataklar çoğalmaya, pozisyonlar üremeye başladı.
Bu arada yine Aboubakar’ın muhteşem giriş bölümlerini
Kötü sonlandırmasıyla alakalı bir filmini seyrettik.
Çocuk çırpınıyor, didiniyor, uğraşıyor, tam mutlu final yapacak olmuyordu.
Ya kendini okutması ya da okuması(!) gerekiyor.
Bir pozisyonda Quaresma’nın hiç gereği yokken Trabzonlu Yusuf’un bileğine basmasını
Ve sakatlanmasına sebep olmasını tasvip etmiyorum.
Kendisi bu tip pozisyonlara sıkça maruz kaldığından meramımızı anlar umarım.
Sonra dakika saymaya başladık.
Beraberlik için risk alan Trabzon arkada derin boşluklar bırakıyordu.
Lakin biz bu tip havaları sevmemize rağmen bir türlü neticeye gidemiyorduk.
En iyisi netice bize gelsindi.
Ve maç bitsindi.
Yoksa bu kadar rahat maçın bu hallere gelmesini hiç kimse anlatamayacak bana.
İyi pazarlar.

Alen Markaryan / Akşam

Yorumlar

Paylaş