Alen Markaryan
Alen Markaryan

Daha demincek
15 gün de geçse demincek!
Necip, Caner ve Talisca’nın da olduğu bir kadroyla çıkmıştık Napoli karşısına.
İşe bakın ki şimdilerde
Birinin aşil tendonunda
Ötekinin tarak kemiğinde
Berikinin adalesinde ciddi problemler oluştu.
Ve yoklar.
Onların yerine tabii ki arkadaşları görev yapacak.
Düğüm çözücü(!)
Ve düğümleyici(!)
Adamlara ihtiyacımız olan şu maçta
Onları yad etmeden maça giriş yapmak istemedim.

Şehir turu yapmadan (!)
Stada alınan Napoli taraftarının da izlediği maça
Temkinli başladık.
Tosic’i sol beke
Beck’i de sağ tarafa almıştı Şenol Hoca.
Taraftarın verdiği destekle kaleye çabuk inmeye çalışıyor.
Orta sahada ciddi bir dirençle karşılaşıyorduk.
Bu arada ilk pozisyonu onlara
Alkışı da Fabri’ye yazıyoruz.
Defans hattını kaleden en az 30 metre öteye kurmamız,
Hızlı Napoli hücumcularının iştahını kabartıyor,
Kaleyle defans hattı arasına ha bire uzun top atıyorlardı.
Sonra bir ara bayağı bir top dolaştırdık.
Özgüveni yakalamıştık.
Sağdan korner, soldan taç, bindirme, şut.
Ve bol alkış…
Derken sakatlar kervanına Tosic’i de kattık.
İnşallah ciddi bir şeyi yoktur.
O çıkınca Cenk girdi oyuna.
Ve Adriano arka dörtlüye monte edildi.
Dakikalar 30’ü gösterdiğinde Quaresma ile akan bir atağın sonunda
Napoli defansının da hatasıyla
Bomboş pozisyonda topu Atiba’nın önünde gördük.
Biz topu ağlarda beklerken, o direğe çarptı dışarı gitti.
Evet! Kendimizi hissettirmeye başlamıştık.
Ve Napoli az da olsa geriye çekildi.
Aslında taktik savaşları halinde ve zevkli geçen bir ilk yarıydı ve bitti.
İkinci yarıda belli bir süre frekans bozukluğu yaşadık sanki.
Bu bölümde bir tane yüzde yüzleri var.
İlk yarıda oturan taşların yerlerini arar gibiydik.
Tabi bu arada takımı yüksek volümle ateşlemeye çalışan taraftarın da hakkını vermek gerekiyor.
Orta sahada temponun düştüğünü bizimle beraber Şenol Hoca da görmüş olacak ki;
Gökhan İnler-Oğuzhan değişikliğine gitti.
7-8 pas yapıp, ciddi ciddi kalemize gelmeye başlamıştı Napoli.
Sonra bir boksörün rakibini köşeye sıkıştırdığı gibi sıkıştırdık Napoli’yi.
Bir sağ kroşe olmadı
Bir sol olmadı.
Vücutlarından ,ellerinden, kafalarından dönüyordu top.
“Hakem görmüyor mu ele çarpan topları?” derken
Ceza sahasında final düdüğüyle kendimize geldik.
Penaltı noktasında Quaresma’yla top baş başa kaldığında
Top ağlara gidene kadar gözümü aralamadım dahi: 1-0
Ben ne yazacağımı düşünürken de
Golü yedik iyi mi: 1-1.
Maç bu skorla biterken
Bize böyle güzel bir gece ve onurlu oyun hediye eden Beşiktaşlı futbolcuları tek tek yürekten kutluyorum.

Yorumlar

Paylaş