Ali Ece
Ali Ece

Napoli ilk 15 dakikada Juventus maçındaki ilk çeyreğin karbon kopyasını oynadı. Stoperleri Beşiktaş’ı karşılarken orta sahanın 5 metre gerisinde pozisyon aldılar. Çok önde hücum pres yapmaya çalışırken sol iç Hamsik’i Ghoulam-Insigne sol kanadına eklemleyip Beşiktaş’ı sağından zorladılar, üst üste pozisyonlar geliştirdiler.

20’den sonra ise oyunun kimyası değişti. Sol bekte başlayan Tosiç’in sakatlanıp çıkışıyla Adriano sol beke geçti. Cenk’in oyuna dahil olmasıyla da ön taraf mobil hücum düzenine geçti. Bu düzende daha önde oynamaya başlayan Beşiktaş, ilk yarının kalanında oyunu dengeledi. Pozisyonlar da buldu ama son toplarda Napoli deplasmanındaki yüksek kaliteyi gösteremediği için golü bulamadı. Kalan 45’te mutlaka Napoli’deki son pas, son vuruş kalitesi gerekiyor.

AKIL RAZI OLSA DA GÖNÜL RAZI OLMUYOR
Kuralar çekildiğinde Napoli’den 2 maçta 4 puan verseler hiç düşünmeden kabul ederdim. Ancak bu maçta Oğuzhan’ın oyuna girişi ile penaltı golü arasında Beşiktaş’ın oynadığı Devler Ligi çeyrek final takımı kalitesindeki oyundan sonra bu beraberliğe akıl razı olsa da gönül razı olmuyor.

Tabii ki gruptan çıkmak adına al bu puanı öp başına koy. Lakin golden sonra neden Beşiktaş kendi oyun DNA’sında olmayan bir kale önüne metrobüs çekme telaşına düştü?

7 yıl aradan sonra Devler Ligi’ne katılmanın kolektif tecrübe eksikliği mi?

Tabii ki Hamsik bu tip şutların üstadı. Ancak Beşiktaş, bulduğu golden sonra telaş yapmak yerine hızlı bir şekilde kontratak planına geçseydi şu anda bu satırların yazarı yazıyı adeta bulutların üstünden yazıyordu.

Hürriyet / Ali Ece

Yorumlar

Paylaş