Beşiktaş tribünlerinin sevilen ismi, Akşam Gazetesi yazarı Alen Markaryan’ın, yazısı;

“Kamp” deyince aklıma,
Bir izci kampı geliyordu şimdiye kadar,
Bir de Nou Camp!
Lakin Avusturya’daki Leogang kasabası,
Belleğimi yerle bir edip,
Kelime hazineme kısa devre yaptırdı.
Beşiktaş, “Kamp” yapmaya oraya gidiyor ya!
Ondan…
Bu Leogang kamp yeri değil,
Lanetli evin ön bahçesi sanki…
Girdin mi başın beladan kurtulmuyor.
Üzülmez’le Toraman ilk orada kavga etti.
Ersan Gülüm çapraz bağlarını orada kopardı.
Bu seneki Al Hilal hazırlık maçında,
Tolgay’ın elinde kırık meydana geldi.
Yer yine Leogang’tı…
Ufa maçı güvenlik,
Hoffenheim karşılaşması da şiddetli yağmur sebebiyle iptal edildi.
Eee haliyle,
Geçen sene bu zamanlar sizinle paylaştığım yazı geldi aklıma…
“Anadolu’nun yüksek rakımlı,
Bol oksijenli şehirleri, yaylaralı, tesisleri dururken,
Hem ülke parasını,
Hem de zamanınızı boşa harcıyorsunuz.
Avusturya kampları,
Turistik geziden ve para külfetinden öteye geçemez.
Onlarca basın mensubunun oraya taşınması da cabası…”
Hadi iyi kamplar!

BEN DELİ DOKTORU MUYUM?

Gomez’i çağrıştıran her şarkı da eller havaya kalkıyor.
Millet kıpır kıpır…
Taraftar,
Sezen Aksu şarkılarıyla dertlenirken,
“Geri dön” tınıları kaplıyor ortalığı…
Gomez,
“Vallahi gelmem,
Gelmem,
Billahi gelmem,
Gelmem…” deyince,
Menajerler Yeni Türkü’den
Telli Turna’yı terennüm etmeye başlıyor.
Telli, Telli, Telli, Ah! Balotelli!!!
Herkes kendi dünyasını yaşıyor anlayacağınız.
En nihayetinde nasıl akıl etmişlerse (!)
Sormuşlar Şenol Güneş’e,
“Gomez gelmezse Balotelli’yi ister misin?” diye…
Şampiyon hoca, kibarca,
“Hiç düşünmedim” demiş.
Allah’tan, “Ben deli doktoru muyum len!” diye kovalamadı muhabirleri…

ETO’O’NUN HALLERİ

Gomez, “Darbe” dedi,
Balotelli veto yedi.
Santrafor bölümü eksik ya,
Monte ve montaj işleri hız kazandı.
Cenk Tosun’un yanına mutlaka bir golcü lazım olduğu bilindiğinden dolayı da,
Basın ve menajer piyasası, topyekün Eto’o’ya yöneldi.
Demeç savaşları falan derken piyasa şenlendi.
Hoş! Eto’o’nun gönlü var gibi gözükünce de, iş ciddiye bindi.
İyi güzel de,
Şenol Hoca ne diyor bu işe?
Artılar, eksiler nedir?
Kimse oralarda yaşamıyor.
Adam leblebi gibi gol de atabilir,
Bir var bir yokları da oynayabilir.
Disipliniyle öne çıkan takımı bozabilir de…
Eto’o, Barcelona’da da aynı mantıkla top oynadı,
Antalya’da da…
Beşiktaş’a gelirse de iş değişmeyecektir.
Özgüven ve sorumluluk alma yetisi, çok yüksek olduğundan
Ego ve bakış açısı aynı kalmakta…
Düşünsenize,
Maç içinde oyunculara taktik falan veriyor.
Topçulara müdahale ediyor.
Eyvah! Eyvah!
Kenarda Şenol Hoca’yı düşünemiyorum bile…
Şenol Güneş’in disiplinden taviz vermeyen yapısı göz önüne alındığında,
Maddelerden, “Kaos” şıkkı mutlaka düşünülmelidir.

NELER OLUYOR?

Bu sene Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılıyoruz,
Biliyorsunuz değil mi?
Peki bana,
“Sahiden mi!?” muallağını ne yaşatmakta ki!
Nedir beni irite eden.
Önceden belirlediğimiz,
Ama garip nedenlerle oynayamadığımız,
Oynasak bile bir anlamı olmayan maçlar olmasın sakın…
“Bu ne” diye soran bile yok.
Bırak Avrupa’yı,
Ligler başlamadan oynayacağımız,
“İki maç var”
Biri Olympiakos,
Diğeri G.Saray…
Ki G.Saray karşılaşması, kupa maçı olduğundan
Ona bile hazırlanmamış oluyorsun.
Evet!
Biri bize neler olduğunu söyleyebilir mi!

Yorumlar

Paylaş