“Asla F.Bahçe’de oynamam” dedi ya,
Oynadığı reklamda,
Kaçırdığı otobüse yetişmek için bin takla atan Arda’yı,
İçi F.Bahçeli dolu minibüs bağrına basıyor.
Böylelikle;
İçte birbirimizi yeriz ama
İşin içine milli duygular girdi mi
Hopppp! Bi dakika mantığı enjekte ediliyor televizyondaki seyirciye,
Ama gelin görün ki,
Statta durum öyle değil.
Orada “Yerim bir dakikanı” havası hakim.
Hem de en çok öne çıkan oyuncuya.
Son bir sene, futbol hariç magazinin göbeğine oturtulan arkadaşa binaen hem de.
Hak etti mi?
Bence hayır.
Bir sezon oynamamış oyuncudan,
Fizik ve mental olarak ne beklersin ki!
Ben bir şey beklemiyordum şahsen.
O yüzden kızamam Arda’ya.
Ama ha bire reklamlarda oynayıp,
Futbol oynamamasını kabullenemem.
Ona gelene kadar kimler var aslında,
Ama yaşadığımız hayatın gereği,
İhale vitrindekine çıkıyor.
***
Aklıma Hıncal Uluç’un lafı geliyor:
“Bir şeyi ne kadar büyütürsen
patladığında ses o kadar müthiş olur.”
Bayrampaşa’dan Barcelona’ya semaları,
Aşk hayatında yaşadıkları,
Reklamcıların gözdesi oluşu,
Hep bir şeyler kattı Arda’ya,
Ya da ‘Bir şeyler götürdü’ demek daha doğru.
Ama futbolu?
Futbolu maalesef hep kuytuda kaldı.
İşte! İspanya maçında yediği ıslıklar,
Bütün bu yaşanılanların bedelidir aslında.
***
Arda’nın ıslıklanması bu kadar öne çıkıyor da,
Ya “Sessiz çığlıklar?”
Evde televizyon karşısında hapsolunmuş isyanlar?
Takımın yanlış kurulmasından mütevellit,
Bir ülke dolusu feryat?
Ah! Ah! yazacak o kadar çok şey var ki,
Teknik ekip olarak,
Santrfor hazırlayamamışsın.
Stoper yetiştirememişsin,
Ve hak eden futbolculara forma vermemişsin.
Hadi koçumlarla!
Yürü bakayımlarla!
Hasbelkader bir yerlere gelmişiz.
Şampiyonaya gelişimiz o kadar tesadüfi ki
Allah bırak sana kulum demeyi
Adeta kucaklamış seni.
Öyle şans var yani
Hatta belki bu yazı baskıya girdiğinde
Yine aynı şekilde başkalarının maçları neticesinde
bir üste tura çıkabileceğiz.
Ya da çıkamayız.
Zaten yazı da onu anlatmıyor.
Ben başka yerdeyim.
Evet! Devam ediyorum:
Ama öyle bir goy goy dünyasının içinde yaşanılıyor ki
Kimse gerçekleri göremiyor.
Lakin görmenizi isterim ki
Arda’nın başına gelenler
Taraftarlıktan müşteriliğe geçişin ülke genelinde
Büyük ekran kanıtıdır da.
Üç gün evvel ıslıklayıp kıyametler koparan topluluk
Üç gün sonra alkışlayan aynı topluluk
Garip değil mi?
İşin içinde ihanet yoksa eğer
Taraftar,
Destek olur
Bağrına basar
Motive eder.
Müşteri?
Adı üstünde
Ürün iyiyse alır.
Kötüyse
Hiç düşünmez gider çöpe atar!
Hadi bana eyvallah.

Alen MARKARYAN / Akşam

Yorumlar

Paylaş