Alen Markaryan
Alen Markaryan

Geçtiğimiz cumartesi Trabzon’u konuk etti Beşiktaş.
15. dakika itibariyle 2 farka çıkardı skoru.
Ama derdim o değil.
Derdim,
Beşiktaş’ın Türkiye’nin üstünde hatta bir çok Avrupa takımından öte oyun oynuyor olması da değil.
3 günde bir maç yapıyor olmak da dert değil inanın.
Derdim başka.
Derdim,
Beşiktaş’a saldırı planlarının
Quaresma’nın yaptığı bir hareketin üzerine inşa edilmesi.
Durumdan vazife çıkartmak had safhada.
Yahu futbol bu.
“İhtiras, onur, şöhret, ego” gibi kavramların cirit attığı bir oyun.
Quaresma da bir futbolcu neticede.
Saydığım bütün kavramlar onda da var.
Ve bir anda beyin hakimiyetini kaybedebiliyor.
Yusuf’un sakatlanmasına sebep pozisyonda olduğu gibi.
Ama bunu fırsat bilip
Beşiktaş’ın başarısına gölge düşürmek
Hem komik gözüküyor
Hem trajik.
Hem kuvvetle düşündürücü
Ve hem de maalesef hem de
Ezik bir ruh hali.

Beşiktaşlı asla kıvırmaz
Beşiktaş-Trabzon maçını yöneten Mete Kalkavan’ı
Skandal sıfatıyla betimleme yapmaya çalışan kesime tek kelime etmiyorum.
Zira; Quaresma yaptığı hareketten dolayı
Maç sonu
Pozisyonun muhatabı Yusuf Erdoğan’dan özür diledi.
Şenol Güneş,
Maç sonu hemencecik, “Quaresma atılmalıydı” diye açıklama yaptı.
Ve bir çok Beşiktaşlı spor yazarı
Ben dahil,
“İşin hakkı kırmızıydı” dedi.
Yani Beşiktaş cephesinden hiç kimse
Gram kıvırmadı.
Bize yakışan da o zaten.
Mete Kalkavan’ın kötü yönetimi bize yaradı diye
Onu sahiplenecek değiliz.
Ammaaa!
“Beşiktaş hakemler tarafından kollanıyor,
Mete Kalkavan’la maç kazandı” demek.
Kıskançlık,
Mikserlik,
Bayağı da bir çekememezlik kokmakta.
İş bilmezlik,
Güç yetmezlik,
Ciddi ciddi sırıtmakta.
Hem cihanda hem yurtta
Yenilmez armada olan bu takımın ismi bazı arkadaşlara büyük gelmekte.
“Asırlardır” hakemlerden en çok dili yanan bir kulüp olarak biz
Hepinizi Allah’a havale ediyoruz.

Kadro dışı Yasin ve marine edilmiş ördek bacağı
Galatasaray sınırlı kadrosuyla mücadele eden bir takım.
Yeniyor, yeniliyor.
Yasin de o takımın etkili oyuncularından
Galatasaray’dan örnek vermemin sebebi
Mevzubahis konunun orada cereyan etmesi.
Yoksa sorun bütün kulüplerin ceza politikasıyla ilgili.
Efendim
İki hafta evvel Galatasaray oyuncusu Yasin
İkinci yarının ortalarında oyundan alındı.
O da bu karara sinirlendi.
Disiplinsiz hareketler yaptı.
Yönetimin sabrını taşırdı
Hocasının hışmına uğradı.
Bla! Bla! Bla!
Galatasaray yönetimi de teknik direktörlerinin raporu doğrultusunda Yasin’e ceza verdi.
İkinci emre kadar kadro dışı.
Galatasaray kadrosu sınırlı dedik ya
O da kadro dışı kalınca hücum gücü iyice azaldı Galatasaray’ın.
Ve akabindeki kendi saha maçında yenildi.
Şimdi soruyorum size;
“Ceza Yasin’e mi verildi,
Galatasaray takımına mı?”
‘Yasin’e ceza deyince’ sanki F tipine gidip yatıyor.
Pöh!
Gitti evine bacak bacak üstüne attı, keyfine baktı.
Mevzuyu genele taşıdığımızda
Bu tip konularda ceza futbolcuya kadro dışı olarak değil
Para cezası olarak yansımalı.
Ver 100 bin TL ceza bak bir daha yapıyor mu?
Kulüpler ceza sistemlerini ve politikalarını böyle biçimleyerek
Harakiri yapmakta
Olayı aynı evin ufak çocuğu gibi düşünün.
“Yapma” denileni ısrarla yapan çocuğa
Sevdiği şeyi vererek ıslah edemezsiniz.
Bilakis
Sevdiği şeyden mahrum ederek
Onun değerini anlamasını sağlarsınız.
“Terbiye” deyince aklınıza
Şaraba batırılarak marine edilmiş ördek bacağı mı geliyor anlamadım
ki!!!

Alen MARKARYAN / Akşam

Yorumlar

Paylaş