ÖZ
ÖZ

Beşiktaş tarihinde milat denilebilecek günlerden birini yaşıyorduk.. Güneşli hava gün boyu içimizi pozitif duygularla ısıtırken heyecanımızı da saklayamıyorduk kimselerden..Gün boyu söylenen marşlar inanılmış şampiyonluğu kamçılarken, yürüyerek gidiyorduk evimize mahallemizden..

Tribünler dolmuşta dolmuştu fakat Bursaspor’da İstanbul’a eli boş gelmemiş, hafta içi yaptığı beyanlarla sahada kıran kırana bir mücadele vereceğinin sinyallerini vermişti..

Maç başlıyordu, ilk santra ve ilk 3’lüden sonra hem seyirci hem Beşiktaş rakibi ısırmaya başlamıştı.. Bursaspor her ne kadar kendilerini bizle rekabet içinde görse de açılış maçında yapacağı bir sürpriz içimizde acı bir yara olarak kalacaktı..

Dirençliydiler fakat maçın başlangıç stratejileri oynamaktan çok oynatmama yönünde olunca oynamaya çalışan kartalımız yavaş yavaş yükleniyor rakibini gözüne kestiriyor ve Vodafone Arena semalarında kanatlarını coşkuyla çırpıyor idi..

Bu çoşkulu temponun gidişatında hızlı ve isabetli pas trafiğinin varış noktası bide Mario Gomez olunca Harun’a da golü yemekten başka bir alternatif kalmıyor idi..

2.golü bulup devreye rahat girmek isterken organize bir Bursa atağında golü kalemizde görmüş ufak bir şoklanıp gülmeye başlamıştık.. İnönü yıkılıp Vodafone Arena olsa da biz Beşiktaş’tık ve iyi oynarken gol yemeye ezelden alışmıştık.. Şoku atlatıp devreye girmiştik fakat kime sorsanız ikinci yarı alırız diyordu.. İştahlıydık..Açtık..Saldırgandık..Kazanmak zorundaydık..

İkinci yarıya rakibe nefes aldırmadan başlamış rakip dirençli çıkmış kontra ataklarla onlarda bizi yoklamaya çalışmış fakat bir korner organizasyonun devamında önce 2.golü bir kaç dakika sonrada 3.golü bulmuştuk.. Peşi sıra gelen gollerden sonra Bursaspor dağınık bir görüntü sergilerken seyircininde teşviğiyle Beşiktaş’ımız heyecan uyandıran pozisyonlara giriyor ve değerlendiremiyordu..

Ani bir Bursa atağında top yine filelerimizle buluşuyor ve her şey bir Roberto Benigni filmini anımsatmaya başlıyor önce romantizmi yaşayan taraftarlar sırasıyla komediye geçiyor ve birden şoklanıp dramaya doğru gidiyor sonuç olarak yine psikolojiler kırılmaya başlıyordu..

Geçmişin yükleri Karakartalın kanatlarına binerken timsahda bu fırsatı kaçırmamak için iştahlanıyordu.. Son dakikalar geçmek bilmese de maçı kazasız atlatıp açılışımıza gölge düşürmeden alnımızın akıyla hayırlı olşunu yapmıştık..

Şampiyonluk yolundaki en önemli viraja girerken tek kaybımız ise Q7 olmuştu..

Maç boyu ne kadar tahrik edilmiş olsa da sinirlerine mutlaka hakim olmalı.. Eminim ki eve gidince ben ne yaptım diye senden benden çok üzülecektir ama eksikliğinin bizim için önemini artık kavrayabilmeli.. Aynı şekilde hakemlerde rakip taraftarların 3 büyüklerdeki bazı oyuncuların üzerine özellikle oynayıp onları oyundan attırmak istediklerinin farkına varmalı.. Derslerine çalışmalı..

Son olarak biletlerin karaborsada fahiş rakamlara satılmasına değinmek istiyorum..

Ben Fikret Orman olacağım, trilyonlarca borç batağının içinde olacağım, Avrupa’dan men edilmiş olacağım, hiçbir gelirim olmayacak olan 3 kuruş gelirinde tamamına el konuluyor olacak bunun üzerine birde stadyumu yıkıp Feda diyip 3 yıl sürecek sancılarla dolu günler geceler yaşayacağım ve Vodafone Arena’yı açacağım.. Buraya kadar her şey çok güzel.. Fakat bundan sonrası çok iç acıtıcı..

Bunca yokluk ve acı çeken Orman ve yönetimi 100 TL’ye kale arkası bileti satmaya çalışırken karaborsacı abiler bu biletleri alıp 12 katı fiyata satıyorlar..(ki gerçekten de satıyorlar) Ben günümü gün edip gece gündüz çalışacağım 100 liraya bilet satmak için ama bazı arkadaslar çıkıp bu biletlerden astronomik haksız kazanç elde edecek..

Bu bence üstünde durulması gereken ciddi bir konu olmalıdır..

Karaborsa 800 tl ye kale arkası satıyorsa bari kulüp 800 e satşında para verenlerin parası Vodafone’dan nemalananlara değilde Beşiktaş’ımıza kalsa.. (!)

Özgür SELÇUK / HaberKarakartal.com

Yorumlar

Paylaş