Cem Dizdar
Cem Dizdar

Bilinir, Beşiktaş ligdeki maçlarının ilk yarısını genellikle ‘durağan tempo’da geçirir ama ikinci yarıda temposunu bulur. Ancak dün akşam, en azından ilk 25 dakika, böyle oynanmadı. Bol pas yaparak rakibini savuran Beşiktaş öne çıktığı ilk periyotta üç pozisyon bulup ikisini golle sonuçlandırdı. Quaresma başta Aboubakar, Cenk, Tolgay, Atiba o ilk bölümün mimarlarıydı.

İşler bu rahatlıkta gidecek diye düşünülürken Gökhan Gönül’ün çıkarken yakalattığı topla pozisyon bulan Trabzon şöyle bir silkindi. Devamında golü de buldukları ilk devrenin son çeyreğinde Beşiktaş’ı geri itip oyuna ortak olurken Mehmet Ekici önderliğinde Okay ve Onazi desteğiyle ‘güvenli ve akan oyun’a terfi ettiler. Bunda biraz da her hücum girişimi rakip orta sahada erken eriyen Beşiktaş’ın geri koşma mesafesini uzatmış olmasının etkisi vardı kuşkusuz.

Topu kapan gitsin!

İkinci yarı iki takım da top kaptırma – ya da top kapma yarışına girdi. Beşiktaş maçın başındaki pas trafiğinden uzaklaştıkça geride olan Trabzon maça iyiden iyiye ortak oldu. 60. dakikadan sonra da Beşiktaş’ın maçın başında yaptığını yaparak, topu rakibe vermeyip düzenli ve güvenli hücumla oyunu ellerine aldılar. Ancak kadroda ‘problem çözecek’ oyuncu olmadığı gibi skor üretecek kolektif şablonlar da henüz oturmadığından harcanan enerji tabelaya gol olarak etki edemedi.

Son 10 dakika orta saha savunmaları tamamen ‘çöktü’ ve oyun bir tür ‘’Topu kapan ileri gitsin’’e dönüştü. Bir o ceza sahası bir bu ceza sahası önünde geçen son bölümde koşu, tempo, heyecan ve belirsizlik varsa da düzenlilik olmadığında dişe dokunur bir pozisyon çıkmadı. Bu bölümde Trabzon’un kurguladığı değil de ‘şişirdiği’ toplarda en çok Fabri adının duyulması işte bu yüzden!. Ve Beşiktaş kendi lig seviyesinin altında kalmış olsa da istediğini almayı başardı.

Tuhaf bir durum

Bir not… Atiba gibi bir ‘görünmez süper yıldız’ sahadayken hala hemen her pozisyonunda Quaresma’ya yüksek özel ilgi gösterilmesi hakikaten tuhaf bir durum!
Ve, bu maçta ekranda alt yazıyla şahit olduğumuz ülke futboluna dair bir son notla yazıyı bitireyim. Alt yazıda Arda Turan’ın milli takım kadrosuna çağrıldığı yazıyordu. Okur okumaz aklıma şu soru geldi; ‘’Madem bu oyuncular Yüce Türk halkından özür dilemeden milli takıma geri çağrıldı, o zaman aralarında Yalçın Ayhan’ın da bulunduğu futbolcuları daha önce milli takıma çağırmayan Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in Yüce Türk halkından en azından bir özür dilemesi gerekmez mi?’’ Yanıtı duyar gibiyim, ‘’Niye gereksin ki!.. Burası Türkiye…’’

Cem DİZDAR / Fanatik

Yorumlar

Paylaş